Aklından hiç "benimki terapi gerektirecek kadar ciddi değil" diye geçti mi? Bu düşünce sandığından çok daha yaygın. Birçok kişi psikoloğa gitmeyi, ancak her şey dayanılmaz hale geldiğinde başvurulacak son çare gibi görür. "Benden daha kötü durumda insanlar var" diyerek kendi ihtiyacını küçümser. Oysa terapi, dibe vurmayı bekleyenler için değil; kendini daha iyi anlamak isteyen herkes için var.
"Yeterince kötü" diye bir eşik yok
Ruh sağlığını açık-kapalı çalışan bir düğme gibi düşünmek yanıltıcı olur. Kimse sana "işte tam bu noktadan sonra destek almalısın" diyen net bir çizgi çizmedi. Kendini kötü hissetmen için büyük bir travma, kayıp ya da kriz yaşamak zorunda değilsin.
Aslında insanların çoğu şu tür gündelik sebeplerle destek alır:
- Zihninden bir türlü çıkmayan bir düşünceyle uğraşmak
- İlişkilerde aynı hataları tekrar tekrar yapmak
- Karar veremeyip sıkışmış hissetmek
- Neyin yanlış olduğunu adlandıramasan bile "bir şeyler eksik" duygusu
Bunların hiçbiri "yeterince ciddi değil" diye ertelenmeyi hak etmiyor.
Erken konuşmak işini kolaylaştırır
Küçük bir sıkıntıyı görmezden geldikçe büyümesi gibi, duygusal yükler de biriktikçe çözmesi zorlaşabilir. Erken adım atmak, henüz yönetilebilir bir haldeyken konuşabilmek demek.
Terapiye "her şey kontrolden çıkmadan" gitmek bir zayıflık göstergesi değil; tam tersine kendine gösterdiğin bir özen. Tıpkı ağrı başlamadan diş kontrolüne gitmek gibi düşünebilirsin. Amaç, sorun büyümeden fark etmek.
Terapi yalnızca kriz için değil
Bir psikologla çalışmak illa büyük bir dert gerektirmez. İnsanlar pek çok sıradan sebeple de terapiye başlar:
- Stresle daha sağlıklı başa çıkmayı öğrenmek
- Kendini ve tepkilerini daha yakından tanımak
- Bir geçiş dönemini (taşınma, iş değişikliği, ayrılık) daha rahat atlatmak
- Sınır koymayı ya da "hayır" demeyi öğrenmek
Yani terapi hem onarım hem de bakım için bir alan. İkisi de tamamen meşru sebepler.
Kendine sorabileceğin birkaç soru
Gidip gitmemekte kararsızsan şunları kendine sorabilirsin:
- Aynı sıkıntıyı uzun süredir mi taşıyorum?
- Yakınlarıma açılmak yerine sürekli içimde mi tutuyorum?
- Bu durum günlük hayatımı, uykumu ya da keyif aldığım şeyleri etkiliyor mu?
Bu soruların bazılarına "evet" diyorsan, bu tek başına yeterli bir sebep. Daha kötü olmasını beklemene gerek yok.
Şunu da unutma: neyin normal, neyin destek gerektiren bir durum olduğunu netleştirmenin en sağlıklı yolu bir uzmanla konuşmaktır. Kesin bir değerlendirme için bir psikoloğa danışmak, kendi kendine tahmin yürütmekten her zaman daha güvenli.
İhtiyacın olursa bukmi'de sana uygun bir psikologdan randevu almak yalnızca birkaç dakika sürüyor.
